damarlarımdan akan kan

blog'a geri dön

2 yorum var - 23 Haziran 2008 00:25

bundan 19 yıl önce..bu gün bu saatlerde bir evde hüzün hakimdi..herkes ağlıyordu için için..''daha göreceğin çok güzel günler vardı baba, çok erken gittin bu dünyadan benim bir yerimi eksik bıraktın'' böyle geçirmişmiydi acaba o zamanlar benim şimdiki yaşımda olan annem..kucağında ben olan annem..acaba ne düşünmüştü? şimdi farkediyorum yazarken babası öldüğünde, o acıya katlandığında,dayandığında benim kadarmş..bana ne kadar uzak bir acı..insan nasıl bilebilirki, nasıl bekler? hiç gitmeyecekmiş gibi,üstünden seneler geçmesine rağman sanki daha dünmüş gibi..
hatırladığım çok az şey var dedeme dair..en net hatırladığım..hasta hali ve yataktan çıkamadığı son günleri..yan evde oturan ebe gelirdi gelirkende ikiz kızlarını getirirdi..dedeme iğne vururken onlar benle oynardı..bazen bana bir enjeksiyon verirdi..o yüzden o zamandan kalan bebeklerimin poposunda kocaman lekeler vardır..anneannemle dedemin ektiği tarlalardan birine gitmiştik, anneannem tülbentinin kenarına olgunlaşmış buğday tanelerini saklamıştı, gelince dedeme göstermişti bir koşu..hiç gitmeyecekmiş, bir sonraki seneyide görecekmiş gibi..oysa herkes biliyordu.. sonra gitti dedem ansızın..aslında beklenendi bu, acı çekiyordu her gün biraz daha fazla çünkü..beni bi yere yolladılar..çocuk bedenim gitti ama aklım annemdeydi..en çok da anneme üzüldüm sanırım o an..
neden bu kadar az şey kalmış dedemle ilgili aklımda..sanki uçup gitmişler..oysa hala sarılarak uyuduğum yumoşum ondan hatıra..ayıcıklı battaniyem ondan bana kalan..ve gelin bebeğim kutusunda sakladığım..neden saklamamışım anılarımı zihnimde..neden..yıllar birbirini kovaladıkça büyüdük, yaşlandılar...ben şimdi annemin o günkü yaşını yaşıyorum..

Ben dayımların deyişi ile bizim pederi (dedem olur) kaybettiğimde 8 yaşındaydım. Dedem deyince aklımda kaln tek şey hastalığı nedeni ile kaybetmiş olduğu sesi ve asabiyeti idi. Küçüktüm ve çok kızardım bizi istemezdi çevresinde. Anneanneme bağırırdı. Yanına gittik mi bizi koavalardı. Çıkmayan sesine rağmen duyardık öfkesini. Eve gelip serumunu takan hemşire teyze kendi haline bırakın derdi. Dedem kullanılmayan misafir odasında yatardı. Hastalığını öğrendiği gibi herkesi kendinden uzak tutmuş ve gidebileceği en uzak ıssız yerleri seçmişti. Çocuktuk girmek isterdik o kullanılmayan misafir odasına. Fısıltısıyla kükrer kovalardı. Bir kardeşimi alırdı arada yanına. O kadar. Bir gece herkes suskun ağlamaklı idi. Dedem günlerden beri ilk kez oturma odasına eniştemin sırtında çıkarılmış ve çekyata yatırılmıştı. Yatak odasına tıklılmıştık 4 kuzen. Birden bir çığlık koptu. Ölmüştü. Beklenen birşeydi. Sonra yine o kullanılmayan misafir odasına götürüldü. Bir ara yatak odasından kaçıp misafir odasına girdiğimi anımsıyorum hayal meyal. Dedem yerde ve üstü beyaz bir çarşafla örtülü yatıyordu.Karnında ise bir bıçak...
Benim dedemden yadigar hiç bir şeyim yok. Ölüm yıldönümü bile kalmamış yadigar... Sadece her bayram mezarına ziyaret dışında...

sniles  23 Haziran 2008 00:48  

eski resimlere baktım geçen gün..bir önceki zamandan bir sonrakine geçtiğimde değişen yüzler ve giderek artan kırışıklıklar çıktı karşıma..insan uzaklaşıyor giderek yanındakilerden yanındayken..bakmıyor yüzlerine..kabullenmek istemediğimizden mi zamanın geçtiğini hep ileri saydığını..

delii13  11 Ağustos 2008 22:09  
bu yazıya puanı basanlar: